Yeni Nesil Sorularla Ücretsiz Online Test Çöz!

Edebiyat, Edebi Söyleyişin Özellikleri - Test 7

Edebiyat, Edebi Söyleyişin Özellikleri - Test 7 konulu quiz

Soru
24
Süre
30 dk
Sınıf
9. Sınıf
Soru 1
Edebî metinlerde 'sanatın amacı', bilimin amacı olan bilgi üretmekten veya günlük dilin amacı olan iletişim sağlamaktan farklıdır. Edebiyatın amacı, insan deneyimini estetik bir formda sunmak, okuyucunun duygu ve düşünce dünyasını zenginleştirmek ve ona varoluşsal bir 'anlam' arayışında eşlik etmektir. Bu bağlamda, edebiyatın en temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
A
Toplumsal sorunlara kesin çözümler üretmek.
B
Belirli bir ahlaki mesajı veya ideolojiyi doğrudan öğretmek.
C
İnsanın iç dünyasını ve dış gerçekliği öznel bir yorumla estetik biçimde yeniden yaratmak.
D
Dilin kurallarını ve yapısını deneysel olarak test etmek.
E
Nesnel gerçekleri belgelerle kanıtlamak.
Soru 2
Edebî metinlerde imge, dilin estetik gücünü artırarak okuyucunun zihninde yeni çağrışımlar, duygu ve düşünceler oluşturur. Kimi imgeler duyusal ve duygusal bir yoğunluk taşıyarak metne estetik bir derinlik katarken, kimileri daha farklı bir işlevle metne dahil olabilir. Bu bağlamda, aşağıdakilerin hangisi imgesel niteliği ve işlevi bakımından diğerlerinden ayrılmaktadır?
A
Sessizlik, gecenin derinlerinde yankılanan bir çığlıktı aslında.
B
Rüzgar, unutulmuş şarkıların hüzünlü melodisini fısıldıyordu ağaçlara.
C
Güneş batarken ufukta, kanayan bir yara gibiydi gökyüzü.
D
Yalnızlık, kapısı çalınmayan eski bir ev gibiydi içimde.
E
Kitaplar, insan zihninin karanlık köşelerini aydınlatan birer fenerdir.
Soru 3
Edebî metinlerde dilin 'sanatsal sapma' olarak adlandırılan özelliği, günlük dilin kalıplarından, alışılmış ifadelerden bilinçli olarak uzaklaşarak yeni ve özgün bir söyleyiş oluşturmaktır. Bu sapma, metne estetik değer katarken aynı zamanda okuyucunun dikkatini dilin kendisine çekmeyi amaçlar. Buna göre, aşağıdaki edebi ifadelerden hangisinde 'sanatsal sapma' diğerlerine göre daha belirgin ve etkilidir?
A
Hayat, inişleri ve çıkışları olan uzun bir yolculuktur.
B
Yüreğimde biriken yalnızlık, paslanmış bir anahtar gibi döndürüyordu ruhumun kapısını.
C
Tarih, geçmişin aynasıdır, geleceğe ışık tutar.
D
Kitap okumak, insana yeni dünyaların kapılarını açar.
E
Hava soğuktu, kar yağıyordu ve yollar buz tutmuştu.
Soru 4
Edebî metinlerde 'üslup', yazarın olayları anlatma, karakterleri betimleme, düşüncelerini ifade etme biçimidir. Bir yazarın üslubu, onun dil kullanımındaki bireyselliğini, sözcük seçimi, cümle kuruluşu, ritim ve ton gibi öğelerle ortaya koyar. Aşağıdakilerden hangisi, edebî bir metindeki üslubun temel işlevlerinden biri değildir?
A
Metnin hangi edebî döneme ait olduğunu belirlemek.
B
Anlatılan olayların nesnel gerçekliğini kanıtlamak.
C
Okuyucunun metinle duygusal ve zihinsel bağ kurmasını sağlamak.
D
Metne özgün bir kimlik kazandırmak.
E
Yazarın dünya görüşünü dolaylı olarak yansıtmak.
Soru 5
Edebî metinlerin 'kalıcılık' özelliği, onların yazıldığı dönemi ve kültürü aşarak, gelecek nesiller tarafından da okunup anlaşılabilmesi ve onlara hala bir şeyler söyleyebilmesiyle ilişkilidir. Bu durum, bir eserin sadece güncel değil, aynı zamanda 'zamana meydan okuyan' bir nitelik taşıdığını gösterir. Aşağıdakilerden hangisi, bir edebiyat eserinin kalıcılığını sağlayan temel unsurlardan biri değildir?
A
Dilin, belirli bir dönemin moda olan argosunu ve geçici dil özelliklerini yoğun olarak kullanması.
B
İnsanlığın evrensel duygu, düşünce ve deneyimlerini derinlemesine işlemesi.
C
Kurmaca dünyasının, okuyucuyu farklı çağlarda bile içine çekebilecek bir inandırıcılıkta olması.
D
İşlenen temaların, dönemsel sınırlamalardan ziyade, insan doğasına dair temel sorulara değinmesi.
E
Üslubun ve anlatım biçiminin özgün ve estetik açıdan güçlü olması.
Soru 6
Edebî metinlerdeki 'sözün inceliği', dilin estetik bir araç olarak kullanılmasıyla ortaya çıkar. Bu incelik, kelimelerin seçimi, cümlelerin kuruluşu, ses ve anlam ilişkisi gibi unsurların bilinçli ve sanatsal bir şekilde işlenmesiyle elde edilir. Bu durum, edebî metinlerde aşağıdakilerden hangisinin öncelikli olmasını gerektirir?
A
Dilin, anlaşılması güç, karmaşık bir yapıda olmasının.
B
Gerçekliğin nesnel ve tarafsız bir bakış açısıyla yansıtılmasının.
C
Bilginin doğru ve eksiksiz bir şekilde aktarılmasının.
D
Her okuyucu tarafından aynı şekilde yorumlanmasının.
E
Estetik etki ve duygu yoğunluğunun sağlanmasının.
Soru 7
Edebî metinlerin 'çok katmanlılık' özelliği, metinde yüzeydeki anlamın ötesinde, farklı yorumlara ve derinlemesine anlamlandırmalara açık katmanların bulunması demektir. Bu durum, okuyucunun metinle etkileşimini artırır ve eserin kalıcılığını destekler. Aşağıdaki metin parçalarından hangisi bu 'çok katmanlılık' özelliğine en iyi örneği teşkil eder?
A
Bir ülkenin ekonomik kalkınması için sanayileşme şarttır.
B
Matematik, evrenin dilidir; sayılar ve denklemlerle açıklanır her şey.
C
Tarih boyunca insanoğlu, bilgiye ulaşmak için farklı yollar denemiştir.
D
Sabahleyin hava serindi, güneş batıdan yükseliyordu ve kuşlar ötüyordu.
E
Kadın, elindeki sepeti sıkıca kavramış, pazarın kalabalığında kaybolmaya çalışıyordu; sanki sadece sebzeler değil, hüzün de taşıyordu sepetinde.
Soru 8
Edebiyat, dilin sadece iletişim aracı olmaktan çıkıp, bir 'estetik nesne' haline gelmesini sağlar. Bu dönüşüm, dilin biçimsel ve anlamsal özelliklerinin sanat amacıyla kullanılmasıyla gerçekleşir. Aşağıdakilerden hangisi, dilin bu 'estetik nesne' haline gelme sürecini en iyi tanımlar?
A
Dilin, belirli bir toplumsal mesajı veya eleştiriyi en etkili biçimde iletmek üzere düzenlenmesi.
B
Dilin, yazarın kendi öznel duygularını dışa vurmak için bir araç olarak kullanılması.
C
Dilin, okuyucunun mantıksal zekasını harekete geçirecek, problem çözmeye yönelik bir yapıya bürünmesi.
D
Kelime ve cümlelerin, net ve doğru bilgi aktarımı için en uygun şekilde seçilmesi.
E
Sözcüklerin ses, ritim, çağrışım ve imge gücüyle yeniden biçimlendirilerek, anlamın ötesinde bir güzellik ve etki yaratması.
Soru 9
Edebiyat, bilginin nesnel sunumu yerine, 'algının öznel inşası' üzerine kuruludur. Bir yazarın aynı olayı farklı bir yazarınkine göre tamamen başka biçimde işlemesi, karakterleri kendi dünya görüşüyle şekillendirmesi, bu öznel inşa sürecinin bir sonucudur. Bu durum, edebî metinlerin aşağıdaki hangi özelliğiyle doğrudan ilişkilidir?
A
Okuyucuda estetik bir tatmin yaratması.
B
Metinlerin biçimsel bütünlüğe sahip olması.
C
Dilin, göndergesel işlevinden çok, şiirsel işlevde kullanılması.
D
Eserin, evrensel insani değerleri barındırması.
E
Yazarın öznel algısını ve kişisel yorumunu esere aktarması.
Soru 10
Edebî bir metinde 'ritim' ve 'ahenk', sadece şiirde değil, düzyazıda da cümlenin kuruluşu, sözcüklerin seçimi ve seslerin tekrarıyla oluşturulan, okuyucunun metni okurken duyusal bir zevk almasını sağlayan unsurlardır. Bu unsurlar, metnin sadece içeriğini değil, aynı zamanda sunuluş biçimini de güzelleştirir. Aşağıdakilerden hangisi, bir düzyazı metninde ritim ve ahengi oluşturmak için kullanılan bir yöntem değildir?
A
Cümlelerin uzunluk-kısalık ve yapısal olarak birbirini tamamlayıcı bir akış içinde düzenlenmesi.
B
Vurgu ve tonlamanın, cümlenin anlamını güçlendirecek şekilde ayarlanması.
C
Sözcüklerin ses uyumuna dikkat ederek eş veya yakın sesli kelimelerin tekrar edilmesi.
D
Aliterasyon ve asonans gibi ses tekrarlarından yararlanılması.
E
Metindeki ana fikrin, açık ve dolaysız bir dille, gereksiz süslemelerden kaçınılarak ifade edilmesi.
Soru 11
Edebiyat, insanı derinden etkileyen ve ona farklı bir düşünsel/duygusal deneyim yaşatan bir sanat dalıdır. Bu etkinin temelinde, dilin günlük kullanımının ötesine geçerek, okuyucuyu sıradan algılardan koparıp yeni bir 'anlamlandırma' sürecine sokması yatar. Aşağıdaki durumlardan hangisi, edebi metinlerin okuyucuda bu 'anlamlandırma' sürecini başlatma biçimini en az düzeyde yansıtır?
A
Bir romandaki karakterin, okuyucunun hiç yaşamadığı bir duygu durumunu ayrıntılı bir şekilde deneyimlemesi.
B
Bir oyunda, diyalogların gerçek hayattaki konuşma akışından farklı, ritmik ve stilize bir yapıda olması.
C
Bir şiirdeki kelimelerin, alışılmadık bir sırayla yan yana gelerek yeni bir imge oluşturması.
D
Bir denemede, yazarın belirli bir felsefi düşünceyi doğrudan ve açıklayıcı bir dille savunması.
E
Bir öyküde, olayların mantık dışı ve fantastik unsurlarla bezeli bir kurgu içinde sunulması.
Soru 12
Edebî metinlerin 'kurmaca' niteliği, onların gerçek dünyadan bağımsız, yazarın hayal gücüyle oluşturduğu bir evrene sahip olması demektir. Ancak bu, edebiyatın gerçekle tamamen bağını kopardığı anlamına gelmez; aksine, gerçeklik edebî eserlerde dönüştürülerek yeniden yorumlanır. Bu bağlamda, aşağıdaki yargılardan hangisi edebî metinlerdeki 'kurmaca gerçeklik' anlayışını en iyi ifade eder?
A
Kurmaca, yaşanan gerçek olayları, kronolojik sıraya uygun olarak, hiçbir değişiklik yapmadan aktarmaktır.
B
Kurmaca, dış dünyadaki gerçekliklerin yazarın öznel yorumu ve hayal gücüyle estetik bir bağlamda yeniden inşa edilmesiyle oluşan gerçekliktir.
C
Kurmaca, gerçek yaşamın tüm detaylarını titizlikle yansıtan, belgesel nitelikte bir anlatım biçimidir.
D
Kurmaca, okuyucuyu gerçeklikten uzaklaştırarak tamamen fantastik bir dünyaya sürüklemeyi amaçlayan bir yöntemdir.
E
Kurmaca, tamamen hayal ürünü olay ve kişilerin, gerçek hayatta karşılığı olmayan bir dünyada var olmasıdır.
Soru 13
Edebî metinlerde 'sanatsal değer', bir eserin estetik nitelikleri, özgünlüğü, derinliği ve okuyucuda uyandırdığı etki göz önüne alınarak belirlenen genel bir niteliktir. Bu değer, metnin sadece ne anlattığıyla değil, aynı zamanda nasıl anlattığıyla da doğrudan ilişkilidir. Aşağıdakilerden hangisi, bir edebiyat eserinin sanatsal değerini düşüren bir etken olarak kabul edilir?
A
Eserdeki karakterlerin veya olayların, başka eserlerden doğrudan ve belirgin şekilde kopyalanmış olması.
B
Anlatımın, dilin tüm olanaklarını kullanarak zengin ve katmanlı bir yapıya sahip olması.
C
Yazarın, bilinen bir konuyu tamamen farklı bir bakış açısıyla ele alması.
D
Okuyucunun, metni okuduktan sonra düşünsel ve duygusal bir dönüşüm yaşaması.
E
Metindeki imgelerin, okuyucunun zihninde yeni ve güçlü çağrışımlar yaratması.
Soru 14
Edebî metinlerin en belirgin özelliklerinden biri, 'özgünlük'tür. Bir edebiyat eserinin özgün olması, onun sadece daha önce yazılmışlardan farklı olması anlamına gelmez; aynı zamanda yazarın dünyaya, yaşama ve sanata dair kendi benzersiz bakış açısını, duyarlılığını ve ifade biçimini yansıtması demektir. Bu tanım bağlamında, aşağıdaki durumların hangisi bir edebî eserin özgünlüğünü en çok zedeler?
A
Yazarın, üslubunu ve anlatım tekniklerini çağdaş edebiyat akımlarından etkilenerek geliştirmesi.
B
Eserde işlenen temanın, daha önce pek çok kez farklı yazarlar tarafından ele alınmış olması.
C
Bir yazarın, kendinden önceki büyük bir ustanın anlatım biçimini ve dilini bilinçli olarak taklit etmesi.
D
Yazarın, eserini oluştururken bilinen mitolojik öykülerden ilham alması ve onları modern bir yorumla sunması.
E
Eserin, toplumsal bir soruna eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşırken, benzer eleştirilerin daha önce yapılmış olması.
Soru 15
Edebî dilin önemli özelliklerinden biri de 'çok anlamlılık'tır. Bu özellik, bir sözcüğün veya ifadenin birden fazla yoruma açık olması, okuyucunun kişisel birikimi ve hayal gücüyle farklı anlamlar kazanabilmesidir. Aşağıdaki edebi söyleyiş örneklerinden hangisi, bu çok anlamlılık özelliğini diğerlerine göre daha az barındırır?
A
Şehir, taşlaşmış anıların sessiz çığlığı gibiydi.
B
Umut, kuşların göç yolunda bıraktığı tüylerdi bazen.
C
Güneş, doğudan yükselip batıdan alçalan büyük bir aydınlatıcıydı.
D
Zaman, elden kayıp giden bir kum tanesiydi avucumda.
E
Deniz, yalnızlığın sonsuz aynasıydı, sırlar fısıldayan.
Soru 16
Edebiyatın 'dönüştürücü' gücü, sadece kelimeleri yeniden düzenlemekle kalmaz; aynı zamanda okuyucunun gerçekliğe bakış açısını, duygu dünyasını ve algısını da dönüştürür. Bu dönüştürücü etki, sıklıkla 'estetik haz' ve 'iç görü' kazanımı şeklinde deneyimlenir. Aşağıdakilerden hangisi, edebiyatın bu dönüştürücü gücüne en uygun örnek teşkil eder?
A
Bir romanın, okuyucuyu daha önce hiç düşünmediği varoluşsal sorular üzerine derinlemesine düşündürmesi ve ona yeni bakış açıları sunması.
B
Bir makalenin, belirli bir sosyal problemi istatistiksel verilerle analiz edip çözüm önerileri sunması.
C
Bir ders kitabının, karmaşık bir konuyu basitleştirerek öğrencinin kolayca anlamasını sağlaması.
D
Bir tarih kitabının, geçmiş olayları kronolojik sırayla ve belgelere dayanarak anlatması.
E
Bir kullanım kılavuzunun, karmaşık bir cihazın çalışma prensiplerini adım adım açıklaması.
Soru 17
Edebî söyleyişte, dış dünyanın nesnel gerçekliğinin sanatçının duygu ve düşünce süzgecinden geçirilerek yeniden yaratılması, okuyucuda özgün bir algı ve yorumlama süreci başlatır. Bu durum, edebiyatın 'sanatsal gerçeklik' olarak adlandırılan özelliğinin temelini oluşturur. Buna göre, edebî metinlerin gerçeklikle kurduğu ilişkinin, bilimsel metinlerin gerçeklikle kurduğu ilişkiden ayrılan en belirgin yönü aşağıdakilerden hangisidir?
A
Edebî metinlerin kurgusal bir yapıya sahip olması, bilimsel metinlerin ise kurgusal unsurlar içermemesi.
B
Bilimsel metinlerin evrensel doğrulara ulaşmayı amaçlaması, edebî metinlerin ise bireysel deneyimlere hitap etmesi.
C
Edebî metinlerin duygusal etki yaratmayı hedeflemesi, bilimsel metinlerin ise bilgi aktarımına odaklanması.
D
Edebî metinlerde gerçeğin dönüştürülerek sunulması, bilimsel metinlerde ise gerçeğin olduğu gibi aktarılması.
E
Bilimsel metinlerin doğrulanabilir verilere dayanması, edebî metinlerin ise tamamen hayal ürünü olması.
Soru 18
Edebî bir metinde 'gerçeklik etkisi', olayların ve karakterlerin okuyucuya inandırıcı gelmesini sağlayan, onların gerçek hayatta da var olabileceği hissini uyandıran bir niteliktir. Bu, doğrudan belgesel bir doğruluktan ziyade, kurmaca içinde oluşturulan bir inandırıcılıktır. Aşağıdakilerden hangisi, edebî bir eserde 'gerçeklik etkisini' en çok pekiştiren unsurlardan biridir?
A
Metnin, tarihsel olaylara sadık kalarak, hiçbir değişiklik yapmadan aktarılması.
B
Anlatıcının, okuyucuya doğrudan hitap ederek, metnin gerçek dışı olduğunu sık sık hatırlatması.
C
Dış mekan betimlemelerinin, abartılı ve olağanüstü ayrıntılarla donatılması.
D
Fantastik ögelerin yoğun olarak kullanılarak, okuyucuyu hayal dünyasına sürüklemesi.
E
Karakterlerin psikolojik motiflerinin, eylemleriyle ve diyaloglarıyla tutarlı bir şekilde derinleştirilmesi.
Soru 19
Edebî metinlerde 'duygusal derinlik', sadece karakterlerin veya anlatıcının duygularını yüzeysel olarak ifade etmekle kalmaz; aynı zamanda okuyucunun da bu duygusal deneyime ortak olmasını, kendi iç dünyasında bir yankı bulmasını sağlar. Bu derinlik, metindeki dilin ve kurgunun ustaca kullanılmasıyla elde edilir. Aşağıdakilerden hangisi, bir eserin duygusal derinliğini azaltan bir faktör olarak değerlendirilemez?
A
Dilin, sadece bilgi aktarımına yönelik, kuru ve soğuk bir tonla kullanılması.
B
Anlatıcının, olaylara aşırı didaktik bir yaklaşımla, kendi yargılarını sıkça dile getirmesi.
C
Karakterlerin iç çatışmalarının yüzeysel ve inandırıcılıktan uzak bir biçimde sunulması.
D
Karakterlerin duygusal gelişimlerinin, metnin ilerleyen bölümlerinde beklenmedik ve tutarsız dönüşümler göstermesi.
E
Olayların, okuyucunun duygusal tepkisini tetikleyecek imgeler ve sembollerle işlenmesi.
Soru 20
Edebî söyleyişin en temel dinamiklerinden biri, dilin 'göndergesel' işlevinden sıyrılarak 'şiirsel' işlevine ağırlık vermesidir. Göndergesel işlev, bilginin nesnel ve açıkça aktarılmasına odaklanırken, şiirsel işlev dilin estetik potansiyelini öne çıkarır. Buna göre, bir metinde dilin şiirsel işlevinin baskın olduğunu gösteren en güçlü kanıt aşağıdakilerden hangisidir?
A
Sözcüklerin temel anlamları dışında, yan ve mecaz anlamlarıyla yoğun bir şekilde kullanılması ve çağrışım zenginliği taşıması.
B
Anlatılanların doğruluğunun bilimsel yöntemlerle test edilebilir olması.
C
Metnin, okuyucuya belirli bir konuda kesin bilgiler ve talimatlar sunması.
D
Metnin yazıldığı dönemin kültürel ve sosyal gerçekliklerini açıkça yansıtması.
E
Cümlelerin dilbilgisi kurallarına eksiksiz bir şekilde uyarak net ve anlaşılır olması.
Soru 21
Bir edebiyat eserinin 'evrensel' nitelik taşıması, onun sadece yazıldığı kültüre veya döneme özgü kalmaması, farklı coğrafyalarda ve zamanlarda yaşayan insanlar tarafından da anlaşılabilmesi ve benzer duygusal karşılıklar bulabilmesiyle ilgilidir. Bu bağlamda, bir eserin evrensel bir değer kazanmasında aşağıdaki unsurlardan hangisi en belirleyici rolü oynar?
A
Eserde kullanılan dilin, dünya genelinde yaygın olarak bilinen bir dil olması.
B
Yazarın, uluslararası alanda tanınmış bir edebiyatçı olması.
C
Metnin, belirli bir ideolojiyi veya kültürel değeri yüceltmek yerine, tarafsız bir bakış açısı sunması.
D
Eserin, farklı dillere başarılı bir şekilde tercüme edilebilmesi.
E
İnsanlığın ortak duygu, düşünce ve deneyimlerini, çağları aşan bir derinlikle işlemesi.
Soru 22
Edebî metinlerde 'sanatçı duyarlılığı', yazarın dış dünyaya karşı geliştirdiği özgün ve hassas algılama biçimini ifade eder. Bu duyarlılık, sıradan insanların fark etmediği detayları görmesini, olaylara farklı açılardan yaklaşmasını ve bunları kendi üslubuyla okuyucuya aktarmasını sağlar. Aşağıdakilerden hangisi, bir eserdeki sanatçı duyarlılığının en güçlü göstergelerinden biridir?
A
Doğayı, sadece betimleyici kelimelerle değil, aynı zamanda ona yüklediği derin sembolik anlamlarla ifade etmesi.
B
Eserin, geniş bir okuyucu kitlesine hitap edecek yalın bir dil kullanması.
C
Yazarın, olayları kronolojik bir sıraya göre ve nesnel bir dille anlatması.
D
Toplumsal sorunları açıkça ele alıp, çözüm yolları önermesi.
E
Karakterlerin psikolojik derinliklerini, bilimsel analizlerle ortaya koyması.
Soru 23
Edebî eserlerde dilin 'işlevi', günlük dildeki haber verme, bilgi aktarma gibi pratik amaçlardan farklıdır. Edebî dilin asıl işlevi, estetik zevk uyandırmak, okuyucunun duygusal ve düşünsel dünyasına etki etmek, ona yeni bakış açıları kazandırmaktır. Bu bağlamda, edebî metinlerin dilini diğer metin türlerinden ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A
Kelime ve cümlelerin yapısal olarak karmaşık ve anlaşılması güç olması.
B
Mesajın, açık ve dolaysız bir biçimde, yanlış anlaşılmaya mahal vermeyecek şekilde iletilmesi.
C
Anlamın, dilin ses ve biçimsel özellikleriyle iç içe geçerek yeni bir bütünlük oluşturması.
D
Dilin, nesnel gerçekliği tarafsız bir şekilde yansıtma çabası taşıması.
E
Dilin, sadece belirli bir hedef kitleye yönelik özel terimler içermesi.
Soru 24
Edebî metinlerde dil, günlük konuşma dilinden farklı olarak, sözcüklerin alışılmış anlam bağlamlarını aşan, çok boyutlu ve zengin çağrışımlar yaratan bir yapıya bürünür. Bu durum, edebî söyleyişin en temel özelliklerinden biridir ve metne estetik bir derinlik kazandırır.

Aşağıdakilerden hangisi, edebî dilde sözcüklerin bu özgün işlevini ve 'sözün inceliği'ni en doğru ve kapsayıcı biçimde ifade eder?
A
Metinlerin, okuyucunun kişisel birikim ve yaşantıları doğrultusunda farklı yorumlara açık hâle gelerek anlam katmanlarının çoğalması.
B
Cümle yapılarının ve söz diziminin alışılmadık şekillerde kullanılmasıyla dilin estetik boyutunun vurgulanması ve ifadeye çarpıcılık katılması.
C
Sözcüklerin salt sözlük anlamlarının ötesine geçerek okurun zihninde yeni imge alanları, duygu durumları ve düşünsel açılımlar meydana getirmesi.
D
Yazarın duygu ve düşüncelerini özgün bir üslupla aktarmak amacıyla kelime seçiminde titizlik göstererek, kendine has bir ifade biçimi oluşturması.
E
Sözcüklerin temel anlamlarının yanı sıra, dilin imkânlarını zorlayarak oluşturulan mecaz ve teşbihlerle metne farklı boyutlar katılması.
24
soru